ErGeNeKoN Intermediate

  • Male
  • from TR,
  • Member since Feb 14th 2019
Posts
188
Likes Received
709
Points
1,694
Profile Hits
1,781
  • DAVET


    Ey Benito Musolini! Ey gayet yüce,

    italyanlar başvekili muhterem Duçe!

    Duydum ki, yelkenleri edip de fora

    Gelecekmiş orduların yeşil Bosfora.

    Buyursunlar... Bizim için savaş düğündür;

    Din Arab'ın, hukuk sizin, harp Türklüğündür.

    Açlar nasıl bir istekle koşarsa aşa

    Türk eri de öyle gider kanlı savaşa.

    Hem karadan, hem denizden ordular indir!

    Çarpışalım, en doğru söz süngülerindir!

    Kalem, fırça, mermer nedir? Birer oyuncak!

    Şaheserler süngülerle yazılır ancak!

    Çağrı Beğle Tuğrul Beğ'in kurdugu devlet

    italyali melezlerden üstündür elbet;

    Bizim eski uşakları alda yanına

    Balkanlardan doğru yürü er meydanına;

    Çelik zırhlı kartalları göklere saldır...

    Fakat zafer sizin için söz ve masaldır...

    Dirilerek başınıza geçse de Sezar

    Yine olur Anadolu size bir mezar.

    Belki fazla bel bağladın şimal komşuna,

    Biz güleriz Cermenliğin kudurusuna,

    Tanıyoruz Atila'dan beri Cermeni,

    Farklı midir Prusyalı yahut Ermeni?

    Senin dostun Cermanyaya biz Nemse deriz,

    Bir gün yine Beç önünde düğün ederiz.

    Söyle, kara gömlekliler etmesin keder;

    Ölüm-dirim savaş bir gun mukadder!

    Gerçi bugun eskisinden daha cok diksin;

    Fakat yine biz Osmanlı , sen Venediksin!

    Tarihteki eski Roma hoş bir hayaldir,

    Hayal bütün insanlarda olan bir haldir.

    Bu hayaller zamanları hızla aşmalı,

    Gök Türklerle Romalılar karşılaşmalı !

    Görmüyorsan gönlümüzün içini, körsün!

    Kılıçlarımız kınlarından çıkmaya görsün!

    Top sesleri, bomba sesi bize saz gelir;

    17'ye karşı 44 milyon az gelir.

    Arnavudu yendim diye kendini avut,

    Yiğit Türkle bir olur mu soysuz Arnavut?

    Kayalara çarpmalıdır korkunç türküler!

    Dalmalıdır gövdelere çelik süngüler!

    Sert dipçikler ezmelidir nice başları !

    Ecel kuşu ayırmalı arkadaşları!

    En yiğitler serilmeli en önce yere!

    Kızıl kanlar yerde taşıp olmali dere!

    Ulku denen nazli gelin erde şan ister!

    Büyük devlet kurmak icin büyük kan ister.

    Damarında var mı senin böle bol kanın?

    Türkün kanı bir eşidir lavlı volkanın!

    Tarihteki eski Roma hoş bir hayaldir,

    Kurulacak yeni Roma boş bir hayaldir,

    Karşısında olmasaydı şanlı 'Türk BudunBelki gerçek olacaktı bir gün umudun,

    İnsan oğlu ümitlerle dolup taşmalı,

    Aryalarla Turanlılar karşılaşmalı.

    Tabiatın yürüyüşü belki yavaştır;

    Hız verecek biricik şey ona savaştır!

    Keskin olur likörlerden ayranla kımız,

    Karnera'yı yere serer Tekirdağlımız.

    Yurdumuzun çok tarafı olsa da kuru

    Makarnadan kuvvetlidir yine bulguru...

    Biz güleriz Façyolarin felsefesine,

    Dayanır mı kırkı bir tek Türk efesine?

    Bizim yanık Fuzuli'miz engin bir deniz!

    Karşısında bir göl kalır sizin Dante'niz!

    Bizler ulu bir çınarız, sizler sarmaşık!

    'General'ler 'Paşa' larla atamaz aşık!..

    Ey italyan başvekili! Ey Musolini!

    iki irkin kabarmali asirlik kini...

    Hesabını göreceğiz elbette yarın

    Yedi yüzlü , yedi dilli italyanların!

    Irkınızı hiçe saydı Hazreti Fatih.

    Biraz daha yaşasaydı Hazreti Fatih

    Ne Venedik kalacakti, ne Floransa...

    Hos geldiniz diyecekti bize Fransa!

    Haydi, hamle kafirindir... ilkonce sen gel

    Ecel ile zaman bize olmadan engel!

    Burda tanklar yürümezse etme çok tasa;

    Süngülerle çarpışmadır savaşta yasa.

    Olma böyle sinsi çakal, yahut engerek!

    Bozkurt gibi, kartal gibi döğüşmek gerek!

    Kılıç Arslan öldü sanma, yaşıyor bizde!

    Atila'nın ateşi var içimizde!

    Kanije'nin gazileri daha dipdiri!

    sınırdadır Pilevne'nin kırk bin askeri!

    Edirne'de Şükrü Paşa bekliyor nöbet!

    Dumlupınar denen şeyi bilirsin elbet!

    Şehitlerden elli milyon bekcisi olan

    Aşılmaz bir kayadır bu ebedi Vatan!


    Hüseyin Nihal ATSIZ



  • bana ulaşır mısın abi

  • selamlar

  • Hello friend good game :)

  • FEDAİ

    Dalından düşen nar gibi değil

    Savrulup dağılan akça kar gibi değil

    Korkunun dolunay olduğu gecede,

    Sönmüş ocağa çakmak gibi çakar.

    Doğduğu gün ölen kimdir, öldüğü gün doğar,

    Kimdir dağılan kardeşleri avucunda toplayan?

    Aşıyor şimdi kendini kendi hükmüyle.

    Çıplağım: Gömleğim, kefenim yok!

    Göbekbağım da yoktu, ciğerlerim 𝓚𝓾𝓡𝓽𝓒𝓲𝓖𝓮𝓡𝓲


    Ben o taşın içine girerim kılınç gibi,

    Ben o ateşe dalarım çölde mecnun gibi.

    Kopacak tufan için gönderildim: Adım fedai.

    Canevinden cansızlara canveren kimdir,

    Damarda durmayan kan gibi akar?

    Kimdir, kale taşlarına vurur omuzbaşları:

    Akşamları kireç yer, sabahları zindanı içer?


    Adım Kürşat, adım Oğuzhan, adım Alpaslan.

    Adım Osman, adım Fatih, adım Yavuz

    Adım Mustafa, adım Kemal , adım ATATÜRK.

    Yolunu yitirmiş mermi çekirdeği değil

    Ben atılan kargıyım, beş bin yıllık yargı böyle:

    Nefes alan bir granit, sinirleri olan bir ırmak,

    Çıkar Balkan’a Kafkas’a, dökülür Kerküğe Tiflis’e.


    Ey tigin külsün, ey yiğit daimsin,

    Ay ile Yıldızın oğlu 𝓑𝓲𝓛𝓰𝓔 , sen fedaimsin.

    • Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?

      Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?

      Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?

      Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.

      Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;

      Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;

      Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,

      Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...

      Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,

      Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!

      Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince

      Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince

      Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;

      Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.

      Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,

      Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,

      Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;

      Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!

      Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,

      Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...

      Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,

      Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.

      Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!

      Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu!

      Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,

      Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.

      Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,

      Tek bendeki volkanları söndürse denizler!

      Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma 'Kaabil'

      İmkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil

      Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.

      Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

      Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur.

      En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.

      Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;

      Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik...

      Hüseyin Nihal Atsız

    • TURAN YAZGISI

      Dolu dizgin atların toynağına od yürür
      Türk’ten ırak meydana kara küffar yad yürür
      Yedi göbek atamdan yedi nesle ad yürür
      Meydanlara sığmam ben, sen yeter ki ol desen
      Settar sensin Cebbar sen Rahman sensin Rahim sen

      Yetmiş yerden körükle yetmiş yerden narlayıp
      Tümen tümen erleri nizam içre derleyip
      Boz yeleli bir kurdun peşi sıra gürleyip
      Akın akın çıkana dağ dayanmaz yer göçer
      Sema kelam üzere “Hak emridir” der göçer

      Kızıl Elma denilen kutlu dilek nerdedir
      Kah rum eli ufkunda kah köhnemiş surdadır
      Ak tolgalı Hünkarın gösterdiği yerdedir
      Tipi boran dağ deniz engel çıksa alırız
      Sancak diker dibinde mahşere dek kalırız

      Dokuz tuğlu Han gelir dokuz dizin ardından
      Dokuz çelik kılıcım dokuz kakmalı kından
      Sıyrılınca göklere il tuttuğum acundan
      “Kızıl çıkıp gök girsin” meşrebimin yaftası
      Yankılanır kopuzda marşımızın güftesi

      Pala çalan, zırh delen, kargı salan el budur
      Kalkan tutan, kös vuran, gürz savuran kul budur
      Taş üstünde özüme yol gösteren dil budur
      Ey! ak saçlı koca pir, dirlik kuran ulu mir
      “Titre ve dön kendine” ateştendir bu emir

      Yağız tenli erlerin al yayını gerdiği
      Aya doğru kırk oku yel hızıyla sürdüğü
      Acz içinde mazlumun kapı kapı sorduğu
      Mukaddes mi mukaddes bir ülkeyi düşlerim
      Turan deyip adına bozkırında kışlarım

      Ey! Tanrı’nın dünyaya gönderdiği ordum hey
      Destanlara yol veren kan benizli yurdum hey
      Ben Oğuz’un neslinden vücut bulmuş kurdum hey
      Kavil içre hükmünle diyar diyar yor beni
      Beş bin yıllık tarihe yazıtlara sor beni

      Fatih Kocatepe

    • Selam